Sabah uyandığınızda yataktan çıkmak istemiyor musunuz? En basit işler bile gözünüzde büyüyor mu? Bıraksak akşama kadar uyur musunuz? Çoğunlukla huzursuz ve karamsar mısınız? Sık enfeksiyon geçirir misiniz? Kas iskelet ağrılarınız var, uyku bozukluğunuz, konsantrasyon probleminiz ve enerji eksikliğiniz var fakat kan tahlilleriniz normal, herhangi bir organik patolojiniz ve psikyatrik rahatsızlığınız yoksa ve bu 6 aydır devam ediyorsa 19. Yüzyılda tanımlanan kronik yorgunluk sendromundan bahsedebiliriz.
Peki herşey normal gözükürken neden bu yorgunluk? Mitokondriyi, o şekli güzel tatlı hücresel organeli duymuşsunuzdur. Bedenimizin, tüm hücrelerimizin enerji santrali olur kendisi. Serbest oksijen radikalleri, oksidatif stres ve enflamasyon dersem sıkıcı bir yazı halini alacağından ben bunlara en Türkçe ‘paslanma ‘ diyeceğim. Hücrelerimiz paslanıyor. Mitokondrimiz enerji üretemiyor. Peki ne yapalım ?
Paslanma nedenlerini hayatımızdan çıkaralım. Şeker asla ve asla yemememiz gereken, bağımlılık yapan en büyük düşmanımız. Şeker bağımlılığından kurtulmak sizi birçok hastalıktan koruyacak. Sadece küp şekerden bahsetmiyorum elbet. Çayınıza şeker atmayıp baklava, çikolata , ekmek, paket ürünler yemiyoruz. Antioksidan gıdaları hayatınıza sokarak Hipokrat’ın da dediği gibi ‘Gıda ilacınız, ilaç gıdanız olsun.’ Beslenmeyle ilgili detaylara daha sonra sıkça değineceğim ama siz yeni yılda kendiniz için bir irade ortaya koyup şekerli ne varsa hayatınızdan çıkarın derim. Nefisle mücadele işin en zoru biliyorum. Bunun için kendinize haftada bir gün kaçamak ilan edip nefis köreltme günü yapabilirsiniz abartmadan tabi. J
Enerji santralimizi tıkayan toksiklerden uzak durmalıyız. Kozmetik ürünlerdeki civa, kurşun gibi ağır metaller, temizlik ürünlerindeki paraben, BPA, SLES, SLS, ksenöstrojeler gibi toksinler, mevsim dışı sebze tüketimiyle aldığımız organofosfatlar, pestisit, evimizdeki soluduğumuz küf, dişmacunumuzdaki flor, sigara dumanı, egzoz dumanı, radyasyon, alkol paslanmamamıza neden olan toksinlerdir. Kullandığımız her üründe içindekilere bakmaya üşenmeyelim dostlar.
Uyku kalitemiz, melatonin seviyemiz gün içindeki enerjimizin önemli belirleyicisidir. Gece karanlık bir odada 7-8 saat kesintisiz uyku bedenimizin ihtiyacı olan dinlenmeyi sağlayacaktır. Uykudan önce en az bir saat telefondan ve televizyon ekranından uzak kalmamız, yattığımız odada cep telefonu olmaması, son 3 saat yemek yemememiz uyku kalitemizi etkileyen faktörler arasındadır. Uykuya dalmakta sorun çekiyorsanız 3/6/6 nefes çalışmasını denemenizi öneririm. Gözlerinizi kapatıp 3 saniye nefes alıp, 6 saniye tutup, 6 saniye vererek, nefesinizi dinleyerek, konsantre bir şekilde bu çalışmayı yapmanızı öneririm.
Stresle baş etmek, olanı olduğu gibi kabullenmek, kendi gücümüzün farkında olmak, hayattaki misyonumuzu ve kendimizi anlamak gibi süreçlerde yani zihin sağlığımızda yoga, meditasyon, nefes egzersizlerinin önemini bir kere daha bilimsel olarak da anlamış bulunuyoruz.
Teknoloji çağında, obeziteye giden karanlık yolda en büyük düşmanımız hareketsizlik. Herkes spor salonuna gitsin demiyorum fakat herkes hiçbir şey yapamıyorsa haftada 3 gün yarım saat yürüyebilir. Buzdolabının önünde beklerken 10 squat, çocuğumuzla oynarken 20 mekik gibi hareketi hayatımızın bir parçası haline getirebiliriz.
Bunlara ek olarak doktor gözleminde D vit, magnezyum, omega, Nadh, melatonin gibi gıda takviyelerine ihtiyacınız olabilir. Ozon terapi ve damardan glutatyon, c vitamini, alfa lipoik asit gibi desteklerden faydalanabilirsiniz. Özetle bedenimizin çamaşır makinesinin borularını temizleyip, kirli sepetini azaltacağız. Sağlıklı bir beden, berrak bir zihin dileklerimle. SEVGİLER
